'sevgimin değişmezliği ürperticiydi, bütün varlığımla çürüyordum onda.'
Bu nasıl bir beynin ürettiği fikirdir anlayamıyorum. Andre Gide demiş zamanında ama her kelime *çevirmene de selamlar buradan* ayrı ayrı büyüyor insanın gözünde. Kelimelerin gücü diye buna diyorlar bence. Güzel hatta mükemmel bir melodi duymuşçasına tekrar okuyorsunuz tekrar okuyorsunuz.
İşte amaç bu olmalı diyorum. Hayatta yaşadım diyebilmek için birşeyleri birkaç nöron ağını sonsuza dek değiştirmek lazım. Bir uğraşı olsun bir iş olsun belki birden fazla konuda olsun o işe 'sahip'olmak gerekli. Sadece üniversitesinde okudğun konuyla kalmayıp ilerlemeli, bunu profesyonelce kanıtlayabilmeli hatta. Bunu yapana ne mutlu. Bunu kimse duymadan gerçekleştirene ne mutlu. Okumak gerek, araştırmak gerek merak edip açıp bakmak gerek. Bunlar aslında doğal şeyler ama doğaüstü olmuş gibi gösteriliyor. Uyanmanız için ne yapmalı? İstemenin yeterli olduğunu görmek için ne yapmalı? Hayatı boğazından sıkmadan onu kusturmadan yola devam etmenin zor olmadığını görüp görüp inanmamak da niye? İlla ki bir yerlere yazılı olması mı gerekiyor şifreli harflerle?
Beyninize, kafatasınızın içine tüm nöral ağınıza - ağıma yazık. Birşeyler yaratmalı... evet.
Çok büyük laflar etmeyeceğim.
Burada olacakların hepsini Douglas Adams'a ithaf ediyorum.
yapraklar yatagin olsun
kirlangiclar arkadaslarin
yildizlar yorganin olsun...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder