Çok büyük laflar etmeyeceğim. Burada olacakların hepsini Douglas Adams'a ithaf ediyorum. yapraklar yatagin olsun kirlangiclar arkadaslarin yildizlar yorganin olsun...

5 Haziran 2007 Salı

çantam nerede?

gidiyorum. ilk fırsatta.
eksiltmekten yoruldum eklemeye başlıyorum.
Nasıl mı? ilk fırsatta. birkaç kişi dışında olmayacak kimse aklımda. gerisini salla zaten, anlık gülümsemeler yeterli anlayana, fazla bile bazılarına. şiir gibi oldu biraz kafiyeleri sevmem aslında düzyazıda. hala devam ediyorum baksana. hala hala...

çantam hazır sayılır, para lazım biraz. o da birikmekte. sonra puuufff. nereye mi? yolun götürdüğü yere:P



Fonda Sonata For Piano Duet In D Major K.381 Allegro çalıyor.

4 Haziran 2007 Pazartesi

Karmaşık çok karmaşık.

Şuraya uzun zamandır yazmıyorum. Geçmişe bakınca da daha çok müzikle alakalı yazmışım. Bu sefer ilk defa yazı yazmaya niyetlendim. Buranın bir nimet olduğunu düşünüyorum açıkçası. Sadece birkaç kişinin bildiği bir dijital günlük.
Neyse aklımın karmaşık hem de çok karmaşık olmasının sebebini arıyorum. Nedenini bilsem gidip başını ezeceğim. Ama asıl problem ne olduğunu bilmemem. Geçmiş kapanmış gönül maceralarım mı aklımdakiler? Yoksa şimdiki insan tavırlarının sinirlerimi delice zorlaması mı? ya da artık herşeyden son noktada sıkılmam olabilir asıl sorun.
Sıkkınım çok sıkkın. İçim sıkılıyor herhangi birşeyi düşünürken. Erkekleri, dersleri, müziği, insanları, ideolojileri, bunun için savaşanları... Hepsi canımı sıkıyor, sadece okulumun bahçesinde birayla muhabbet etmek istiyor canım. Bohem düşüncesi değil bu. Biraz daha farklı bir durum. Artık yetercilik bıktım gayrıcılık yol verdim gitticilik ne derseniz deyin.
Kafam bozuk çok bozuk. İnsanlara. Senin kaybından mutlu olabilen insanlara, seni kaybettirip mutlu olan insanlara, cehaletin esiri olmuş çelişkili,harcanmakta olan yaşamlara, var'mış gibi yapanlara, canlı olan herşeyi etiketleyip hepsinin üstüne son kullanma tarihi yapıştıranlara, sevgiyi küçümseyip kendini küçültenlere... Özellikle de zamanın ta kendisine. Savaşım biter mi bilinmez de karaciğerim bunu nereye kadar kabul eder orası malum. O yüzden ya teslim olacağım ya da savaşarak öleceğim. Ufak bir ihtimal savaşarak kazanacağımı düşünebiliriz tabii. Kazanmayı açmamız gerekir bu halde. Uzar da uzar. Bence önemli olan savaş anı. Yani anın kendisi diyelim kestirip atalım.
Karıştırdım herşeyi kulaklıklarım misali. Onları yerçekimine bırakınca daha kolay açılıyorlar biliyor muydunuz? Bazen hiç karışmıyorum ööyle sallıyorum,yavaş yavaş tek sıra oluyorlar. Yani şu iki hafta geçsin sallayacağım kendimi. 'çok' kelimesini olumlu olanlarla kullanacağım.

i guess i'm an underwater thing
so i guess i can´t take it personally
i guess i'm an underwater thing i´m liquid running
there's a sea secret in me it's plain to see it is rising
but i must be flowing liquid diamonds.

*yine dayanamadım yazdım bir şarkı sözü. Tori Amos'a selam ederim.