Çok büyük laflar etmeyeceğim. Burada olacakların hepsini Douglas Adams'a ithaf ediyorum. yapraklar yatagin olsun kirlangiclar arkadaslarin yildizlar yorganin olsun...

12 Ocak 2007 Cuma

Elimizde tahtadan kılıçlarla...

zaman düşer ellerimden yere
oradan tahtaboşa
saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya
resimler sarı güneşsizlikten
duygular değişir
dostlar dağılır dört bir yana
kendi yollarına

ve sen ben
değirmenlere karşı
bile bile birer yitik savaşçı
akarız dereler gibi denizlere
belki de en güzeli böyle...

uçurtma uçar sözlüğüm
dengeri gelmeyecek bir kuş
yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş
zaman düşer ellerimden yere
oradan tahtaboşa
saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya.


Bir gün içinde bu kadar şarkıyı buraya aksettirmem hayra alamet değil sanki. Üstelik kurduğum cümleye bakar mısın, önceki günkü sise benzer birşeyler oluyor olmalı. Tetik çoktan çekildi. Artık sessizlik yerine fıtına var. Anlıyorum.
Değirmenlerle savaşıyorum. Kendime bile aldırmadan. Bu sefer neler olacak Biliyorum.
Ben yine de seviyorum. Sadece, yalnızca, bir başına, yalın, içimden nasıl geliyorsa öyle, fersahlarca seviyorum.

Seviyorum dedikçe
Çoğalıyorum.


* Bülent Ortaçgil - Değirmenler

Hiç yorum yok: