yer:hayrabolu devlet hastanesi
saat:00:50
en sakin anlardan birinde kapıdan zaten sürekli konvülzyon geçiren bir epilepsi tanılı çocuk yine kolları bacakları kasılarak acil servise getirildi. ben tam da o anda odamda sigaramı yakmış ışıkları kapatmış bir 5 dk dinleneyim diyordum. hocam çabuk gelin şeklinde sigaramı nasıl söndürdüğümü bilemeden yanlarına gittim. zaten hemşire arkadaşlarım benden daha temkinli ve hazırlıklı bu vakalara. hemen ben gelmeden başlamışlar oksijene ve iv yol açmaya o arada diazemini yaptık, sileyda hala kasılıyor. anne gözyaşları içerisinde. bu hasta daha geçen günlerde bana gelmişti ateş düşürücü yazmaya, yine nöbet geçirmesin diye. sileydanın dudakları morarmaya başladı ilkin. hemen ağzındaki sekresyonları temizledik, oksijenine devam ettik. bu arada iv yol bulmak da zor oldu. bense o anda hatırlamaya çalışıyorum fenilbutazon hangi ilaçta vardı. tus ççu gençliğiz ya, birara bakmıştım bunun yerine elimizde ne var adım gibi biliyordum aslında ama o anda aklımdan hepsi uçuverdi. hemşire hanımların ufak desteğiyle dormicum a başladık. 5dk içinde kasılmaları azaldı ama hala nefes almakta zorluk çekiyordu. hemen anestezistimizi aradık entübe etsek mi beklesek mi.. bunlar olurken o kadar çok gerildim ki, konuya tam olarak hakim olamamktran , bürokrasiye yeni yeni ısınan biri olmaktan dolayı inanılmaz gerildim. hemen tekirdağ ve edirne yi aramaya başladım nakil için. bunun iç.in biraz vakit kaybettik daha sonra beklememem gerektiğini onalrın bakmak zorunda olduğunu söylediler bizim memurlar. sağolsunlar o kadar yardımcılar ki, başka yerde olsaydım çok zorlanırdım eminim. şimdi sadece inanılmaz gerginim. mide diye birşey kalmadı dudaklarım kurudu. kendime ancak yazarak gelebilirim diye buraya döküldüm. ilk acil ve önemli vakamdı ve hala çocuğun akıbetinden haberim yok. buralar ayaz kar kış inanılmaz. kim bilir kaç saatte gidecekler tekirdağa. umarım yolda çocuk fenalaşmamıştır, hepsi sağ salim dönerler. asla unutamayacağım bir deneyim oldu. gerçekten bir 5 yaş attım galiba. insan hayatı işte. özellikle çocuk hayatı. o kadar farklı ki. o kasılırken siz kasılıyorsunuz. bunu ancak yaşamak gerekir herhalde. bundan sonra daha hazırlıklı olacağımdan, ekibimin çok ehil olmasından dolayı içim rahat ama bu gerginlik yarın öbürgüne kadar sürer. kimseye tavsiye etmiyorum böyle pratisyen hekimliği. şimdi karar verdim ki plastik dışında benim yapmam zor. midemi aldırırsam belki:) iyi geceler hepinize. benim gecem daha uzun, uyuyabileceğimi de sanıyorum zaten hasta gelmese bile. hergün yeni bir şey öğrenmenin mutluluğu ama ağır bir mutluluk bu. neyse hepsi geçer. gaviscon liquid sen bizim herşeyimizsin:)
Çok büyük laflar etmeyeceğim.
Burada olacakların hepsini Douglas Adams'a ithaf ediyorum.
yapraklar yatagin olsun
kirlangiclar arkadaslarin
yildizlar yorganin olsun...
24 Ocak 2010 Pazar
20 Mart 2009 Cuma
Benim olacaksıın!!!
bebekler, doğmamış olanlar özellikle..
..ne kadar da küçük ve savunmasızlar. Kadın doğum servisinde henüz ilk haftam ama şimdiden anne karnıyla gereğinden fazla uğraşmak zorunda kaldığım için aklıma takıldılar küçük yaratıklar. Bebeğin kalp atışlarını izlemek için anneye bir alet bağlanıyor ultrason mantığıyla çalışan, bunu nereye koyacağını anlamak için de bebeğin kafasını hissedip karar vermek gerekiyor. O kadar acayip bir his ki o kafalara dokunmak daha anne karnındayken. Bazısı sakin sessiz hep olduğu yerde duruyor bazısı da sen dokununca hareket etmeye başlıyor ama nasıl hareket! dışarıdan görülüyor yahu yavrum sakin diyoruz anneyle beraber:)
Bir bakıma bu bebişler bana ne kadar da doğaya ait olduğumuzu hatırlatıyor. Yani istemesek de inkar da etsek hayvanlardan sadece birkaç gen parçası uzaktayız. *en yakın akrabalarımızdan bahsediyorum tabii* Kendi egomuzda o kadar kaybolmuşuz ki unutmuşuz onlardan biri olduğumuzu. Aslında hep bir anne karnına göz atmak gerek herhalde hatırlamak için. Bildiğin yavru işte! Sana muhtaç bir yaratık. Ekonomik kriz, Çapanın yoğunluğu vs gibi etmenleri bir kenara koyabilirsek eğer bebişler güzel şeyler. Saf bencil genler:)
Bir bakıma bu bebişler bana ne kadar da doğaya ait olduğumuzu hatırlatıyor. Yani istemesek de inkar da etsek hayvanlardan sadece birkaç gen parçası uzaktayız. *en yakın akrabalarımızdan bahsediyorum tabii* Kendi egomuzda o kadar kaybolmuşuz ki unutmuşuz onlardan biri olduğumuzu. Aslında hep bir anne karnına göz atmak gerek herhalde hatırlamak için. Bildiğin yavru işte! Sana muhtaç bir yaratık. Ekonomik kriz, Çapanın yoğunluğu vs gibi etmenleri bir kenara koyabilirsek eğer bebişler güzel şeyler. Saf bencil genler:)
1 Ekim 2008 Çarşamba
beyin, kafatasının içi, nöral ağ ne dersen de
'sevgimin değişmezliği ürperticiydi, bütün varlığımla çürüyordum onda.'
Bu nasıl bir beynin ürettiği fikirdir anlayamıyorum. Andre Gide demiş zamanında ama her kelime *çevirmene de selamlar buradan* ayrı ayrı büyüyor insanın gözünde. Kelimelerin gücü diye buna diyorlar bence. Güzel hatta mükemmel bir melodi duymuşçasına tekrar okuyorsunuz tekrar okuyorsunuz.
İşte amaç bu olmalı diyorum. Hayatta yaşadım diyebilmek için birşeyleri birkaç nöron ağını sonsuza dek değiştirmek lazım. Bir uğraşı olsun bir iş olsun belki birden fazla konuda olsun o işe 'sahip'olmak gerekli. Sadece üniversitesinde okudğun konuyla kalmayıp ilerlemeli, bunu profesyonelce kanıtlayabilmeli hatta. Bunu yapana ne mutlu. Bunu kimse duymadan gerçekleştirene ne mutlu. Okumak gerek, araştırmak gerek merak edip açıp bakmak gerek. Bunlar aslında doğal şeyler ama doğaüstü olmuş gibi gösteriliyor. Uyanmanız için ne yapmalı? İstemenin yeterli olduğunu görmek için ne yapmalı? Hayatı boğazından sıkmadan onu kusturmadan yola devam etmenin zor olmadığını görüp görüp inanmamak da niye? İlla ki bir yerlere yazılı olması mı gerekiyor şifreli harflerle?
Beyninize, kafatasınızın içine tüm nöral ağınıza - ağıma yazık. Birşeyler yaratmalı... evet.
Bu nasıl bir beynin ürettiği fikirdir anlayamıyorum. Andre Gide demiş zamanında ama her kelime *çevirmene de selamlar buradan* ayrı ayrı büyüyor insanın gözünde. Kelimelerin gücü diye buna diyorlar bence. Güzel hatta mükemmel bir melodi duymuşçasına tekrar okuyorsunuz tekrar okuyorsunuz.
İşte amaç bu olmalı diyorum. Hayatta yaşadım diyebilmek için birşeyleri birkaç nöron ağını sonsuza dek değiştirmek lazım. Bir uğraşı olsun bir iş olsun belki birden fazla konuda olsun o işe 'sahip'olmak gerekli. Sadece üniversitesinde okudğun konuyla kalmayıp ilerlemeli, bunu profesyonelce kanıtlayabilmeli hatta. Bunu yapana ne mutlu. Bunu kimse duymadan gerçekleştirene ne mutlu. Okumak gerek, araştırmak gerek merak edip açıp bakmak gerek. Bunlar aslında doğal şeyler ama doğaüstü olmuş gibi gösteriliyor. Uyanmanız için ne yapmalı? İstemenin yeterli olduğunu görmek için ne yapmalı? Hayatı boğazından sıkmadan onu kusturmadan yola devam etmenin zor olmadığını görüp görüp inanmamak da niye? İlla ki bir yerlere yazılı olması mı gerekiyor şifreli harflerle?
Beyninize, kafatasınızın içine tüm nöral ağınıza - ağıma yazık. Birşeyler yaratmalı... evet.
23 Temmuz 2008 Çarşamba
1 yıl sonra yazmaya devam dedim biran..
..yazmaya karar verdim birden, belki temmuz ayında okula başlamış olmanın getirdiği sıkkınlığımı atmak için bir can simidi olarak gördüm burayı. ama yazmak gerek, anlatmak gerek. şu anda ne ülke ne de biz sağlam pabuçlar içinde değiliz. bu hafta daha da yakından gördüğüm kadarıyla insanlar bir lokma sağlık için herşeye razılar. on defa gidip gelmeye, sıra beklemeye hatta insan dışı muameleye bile hazırlar sanki. biz bu hale nasıl geldik diye düşünür buldum kendimi birden. çok zor olmadı herhalde bu kıvamı tutturmamız keşke birilerimiz biraz daha katı olsak kulak memesi kıvamından kurtularak birşeyleri değiştirebilse. belki o katı kıvama kendim gelirim kim bilir. birşeyler değişmeli. hızla değil ağır ağır. ama yerinden oynatılmalı, eyvallah denmemeli. üniversite hastanelerinin durumu acilen düzeltilmeli, doktorların köle olarak görülmesinden acilen vazgeçilmeli ama kime diyorum değil mi? bu sistem bizim kucağımızda patlayacak, bizim nesilin görevi savaşmak olacak. sağlık ikinci planda olacak ne yazık ki. umarım bu işin altından kalkarız umarım birkaç kişiden fazla oluruz.
okul deyince sağlık deyince daha bir hüzünleniyorum, çenem düşüyor. kendimi unutuyorum. -nadiren de olsa bunu yapmak hoşuma gitmiyor değil-. neyse ben bir the great pretender ı bir desperado yu söyleyip durayım, dünya dönmeye devam ediyor. değişim heryerde kendini belli ediyor. şu ana kadar anlatsam inanmazsın tarzı değişimlerden geçmiş bendeniz diyor ki hayatı programlama, siktiret ve devam et. biraz küfürlü oldu ama şimdi birbirimizi kandırmayalım hepinizin içinden geçiyor bu cümlecik sürekli sadece birkaçımız ifade ediyoruz. burada yalan yok acı da olsa gerçek var. ne demiştim taa en başta blogumun en taze girdisinde, burada müzik olacak başka birşey yok. işte biraz 'değişmiş' bir formatta size müziği sunuyorum. alan alsın yalanla sevişmişleriniz kaçışsın. aynaya gelll ablaa!! en ucuz ayna burada!!! üstelik bakınca kendini görebiliyorsun; sahi en son ne zaman görmüştün kendini aynada?
şimdi ayna alan da diyecek ki ben bir de ot istiyorum bok istiyorum ki düzelteyim şu kaşımı gözümü. ama işte onun yedek parçası bitmiş, buradan temin edemiyorsunuz. zira kişi galiba o yedek parça için uğraşıyor hayat boyu. şimdi hepimize sunulmuş olsaydı anlamı olmazdı değil mi?
ben kendi aynamı müzikte buldum. şimdi de yedek parçayı arıyorum. kaybettiklerimi de karşılayacak son parçayı işte. insan farkedince 'rahatsız' oluyor biraz. hadi canım sendecilik oynayamayacağın kıvama gelince gelin görüşelim şeklinde bir tavıra giriyor. niyeyse? sen kendi görüntüne bak kardeşim desenize bana, sizin hayatınızı yargılayacak en son kişi benim, sensin, o.
hadi sarhoş balıklar topal martılar, denizin üstüne.
okul deyince sağlık deyince daha bir hüzünleniyorum, çenem düşüyor. kendimi unutuyorum. -nadiren de olsa bunu yapmak hoşuma gitmiyor değil-. neyse ben bir the great pretender ı bir desperado yu söyleyip durayım, dünya dönmeye devam ediyor. değişim heryerde kendini belli ediyor. şu ana kadar anlatsam inanmazsın tarzı değişimlerden geçmiş bendeniz diyor ki hayatı programlama, siktiret ve devam et. biraz küfürlü oldu ama şimdi birbirimizi kandırmayalım hepinizin içinden geçiyor bu cümlecik sürekli sadece birkaçımız ifade ediyoruz. burada yalan yok acı da olsa gerçek var. ne demiştim taa en başta blogumun en taze girdisinde, burada müzik olacak başka birşey yok. işte biraz 'değişmiş' bir formatta size müziği sunuyorum. alan alsın yalanla sevişmişleriniz kaçışsın. aynaya gelll ablaa!! en ucuz ayna burada!!! üstelik bakınca kendini görebiliyorsun; sahi en son ne zaman görmüştün kendini aynada?
şimdi ayna alan da diyecek ki ben bir de ot istiyorum bok istiyorum ki düzelteyim şu kaşımı gözümü. ama işte onun yedek parçası bitmiş, buradan temin edemiyorsunuz. zira kişi galiba o yedek parça için uğraşıyor hayat boyu. şimdi hepimize sunulmuş olsaydı anlamı olmazdı değil mi?
ben kendi aynamı müzikte buldum. şimdi de yedek parçayı arıyorum. kaybettiklerimi de karşılayacak son parçayı işte. insan farkedince 'rahatsız' oluyor biraz. hadi canım sendecilik oynayamayacağın kıvama gelince gelin görüşelim şeklinde bir tavıra giriyor. niyeyse? sen kendi görüntüne bak kardeşim desenize bana, sizin hayatınızı yargılayacak en son kişi benim, sensin, o.
hadi sarhoş balıklar topal martılar, denizin üstüne.
5 Haziran 2007 Salı
çantam nerede?
gidiyorum. ilk fırsatta.
eksiltmekten yoruldum eklemeye başlıyorum.
Nasıl mı? ilk fırsatta. birkaç kişi dışında olmayacak kimse aklımda. gerisini salla zaten, anlık gülümsemeler yeterli anlayana, fazla bile bazılarına. şiir gibi oldu biraz kafiyeleri sevmem aslında düzyazıda. hala devam ediyorum baksana. hala hala...
çantam hazır sayılır, para lazım biraz. o da birikmekte. sonra puuufff. nereye mi? yolun götürdüğü yere:P
Fonda Sonata For Piano Duet In D Major K.381 Allegro çalıyor.
eksiltmekten yoruldum eklemeye başlıyorum.
Nasıl mı? ilk fırsatta. birkaç kişi dışında olmayacak kimse aklımda. gerisini salla zaten, anlık gülümsemeler yeterli anlayana, fazla bile bazılarına. şiir gibi oldu biraz kafiyeleri sevmem aslında düzyazıda. hala devam ediyorum baksana. hala hala...
çantam hazır sayılır, para lazım biraz. o da birikmekte. sonra puuufff. nereye mi? yolun götürdüğü yere:P
Fonda Sonata For Piano Duet In D Major K.381 Allegro çalıyor.
4 Haziran 2007 Pazartesi
Karmaşık çok karmaşık.
Şuraya uzun zamandır yazmıyorum. Geçmişe bakınca da daha çok müzikle alakalı yazmışım. Bu sefer ilk defa yazı yazmaya niyetlendim. Buranın bir nimet olduğunu düşünüyorum açıkçası. Sadece birkaç kişinin bildiği bir dijital günlük.
Neyse aklımın karmaşık hem de çok karmaşık olmasının sebebini arıyorum. Nedenini bilsem gidip başını ezeceğim. Ama asıl problem ne olduğunu bilmemem. Geçmiş kapanmış gönül maceralarım mı aklımdakiler? Yoksa şimdiki insan tavırlarının sinirlerimi delice zorlaması mı? ya da artık herşeyden son noktada sıkılmam olabilir asıl sorun.
Sıkkınım çok sıkkın. İçim sıkılıyor herhangi birşeyi düşünürken. Erkekleri, dersleri, müziği, insanları, ideolojileri, bunun için savaşanları... Hepsi canımı sıkıyor, sadece okulumun bahçesinde birayla muhabbet etmek istiyor canım. Bohem düşüncesi değil bu. Biraz daha farklı bir durum. Artık yetercilik bıktım gayrıcılık yol verdim gitticilik ne derseniz deyin.
Kafam bozuk çok bozuk. İnsanlara. Senin kaybından mutlu olabilen insanlara, seni kaybettirip mutlu olan insanlara, cehaletin esiri olmuş çelişkili,harcanmakta olan yaşamlara, var'mış gibi yapanlara, canlı olan herşeyi etiketleyip hepsinin üstüne son kullanma tarihi yapıştıranlara, sevgiyi küçümseyip kendini küçültenlere... Özellikle de zamanın ta kendisine. Savaşım biter mi bilinmez de karaciğerim bunu nereye kadar kabul eder orası malum. O yüzden ya teslim olacağım ya da savaşarak öleceğim. Ufak bir ihtimal savaşarak kazanacağımı düşünebiliriz tabii. Kazanmayı açmamız gerekir bu halde. Uzar da uzar. Bence önemli olan savaş anı. Yani anın kendisi diyelim kestirip atalım.
Karıştırdım herşeyi kulaklıklarım misali. Onları yerçekimine bırakınca daha kolay açılıyorlar biliyor muydunuz? Bazen hiç karışmıyorum ööyle sallıyorum,yavaş yavaş tek sıra oluyorlar. Yani şu iki hafta geçsin sallayacağım kendimi. 'çok' kelimesini olumlu olanlarla kullanacağım.
i guess i'm an underwater thing
so i guess i can´t take it personally
i guess i'm an underwater thing i´m liquid running
there's a sea secret in me it's plain to see it is rising
but i must be flowing liquid diamonds.
*yine dayanamadım yazdım bir şarkı sözü. Tori Amos'a selam ederim.
Neyse aklımın karmaşık hem de çok karmaşık olmasının sebebini arıyorum. Nedenini bilsem gidip başını ezeceğim. Ama asıl problem ne olduğunu bilmemem. Geçmiş kapanmış gönül maceralarım mı aklımdakiler? Yoksa şimdiki insan tavırlarının sinirlerimi delice zorlaması mı? ya da artık herşeyden son noktada sıkılmam olabilir asıl sorun.
Sıkkınım çok sıkkın. İçim sıkılıyor herhangi birşeyi düşünürken. Erkekleri, dersleri, müziği, insanları, ideolojileri, bunun için savaşanları... Hepsi canımı sıkıyor, sadece okulumun bahçesinde birayla muhabbet etmek istiyor canım. Bohem düşüncesi değil bu. Biraz daha farklı bir durum. Artık yetercilik bıktım gayrıcılık yol verdim gitticilik ne derseniz deyin.
Kafam bozuk çok bozuk. İnsanlara. Senin kaybından mutlu olabilen insanlara, seni kaybettirip mutlu olan insanlara, cehaletin esiri olmuş çelişkili,harcanmakta olan yaşamlara, var'mış gibi yapanlara, canlı olan herşeyi etiketleyip hepsinin üstüne son kullanma tarihi yapıştıranlara, sevgiyi küçümseyip kendini küçültenlere... Özellikle de zamanın ta kendisine. Savaşım biter mi bilinmez de karaciğerim bunu nereye kadar kabul eder orası malum. O yüzden ya teslim olacağım ya da savaşarak öleceğim. Ufak bir ihtimal savaşarak kazanacağımı düşünebiliriz tabii. Kazanmayı açmamız gerekir bu halde. Uzar da uzar. Bence önemli olan savaş anı. Yani anın kendisi diyelim kestirip atalım.
Karıştırdım herşeyi kulaklıklarım misali. Onları yerçekimine bırakınca daha kolay açılıyorlar biliyor muydunuz? Bazen hiç karışmıyorum ööyle sallıyorum,yavaş yavaş tek sıra oluyorlar. Yani şu iki hafta geçsin sallayacağım kendimi. 'çok' kelimesini olumlu olanlarla kullanacağım.
i guess i'm an underwater thing
so i guess i can´t take it personally
i guess i'm an underwater thing i´m liquid running
there's a sea secret in me it's plain to see it is rising
but i must be flowing liquid diamonds.
*yine dayanamadım yazdım bir şarkı sözü. Tori Amos'a selam ederim.
10 Nisan 2007 Salı
Bir kilit bize az!!!
Hayat bizi büyüttüğü gibi budayabilir de
Yarımız toprağın içinde
Örtünelim biraz
Bir kilit bize az
Unutmak kolay,
karta on taksit.
Saklıyoruz ve çürüyoruz.
Kalbimiz kim bilir nerelerde. Kilit üstüne kilit vuruyoruz. Yetmiyor bir tane daha. Yetmiyor bir tane daha...
*Saklama - Mor ve Ötesi
Yarımız toprağın içinde
Örtünelim biraz
Bir kilit bize az
Unutmak kolay,
karta on taksit.
Saklıyoruz ve çürüyoruz.
Kalbimiz kim bilir nerelerde. Kilit üstüne kilit vuruyoruz. Yetmiyor bir tane daha. Yetmiyor bir tane daha...
*Saklama - Mor ve Ötesi
13 Şubat 2007 Salı
Düşüngü
hepsinin gelmesini bekleme
bir kişi gelmeyecek..
sen alışmayasın diye
korkmayasın diye
düşünesin diye..
kendine yetmen için
herkesin kendinden kaçacağı yerlerde
sen kaçmayasın diye..
gelenler gitmeyecekmiş gibi
doğumlarda ölümlerde
duyasın diye..
bildiğini bildirmek için
bilmemeyi öğrenmelisin
tam kalasın diye ..
hepsinin gelmesini bekleme
sen var olasın diye
bir kişi gelmeyecek
sen bir olasın diye...
*yorum yok. söylenecek her kelime bu şiiri okuduktan sonra anlamsız, kısır ve gereksiz...
bir kişi gelmeyecek..
sen alışmayasın diye
korkmayasın diye
düşünesin diye..
kendine yetmen için
herkesin kendinden kaçacağı yerlerde
sen kaçmayasın diye..
gelenler gitmeyecekmiş gibi
doğumlarda ölümlerde
duyasın diye..
bildiğini bildirmek için
bilmemeyi öğrenmelisin
tam kalasın diye ..
hepsinin gelmesini bekleme
sen var olasın diye
bir kişi gelmeyecek
sen bir olasın diye...
*yorum yok. söylenecek her kelime bu şiiri okuduktan sonra anlamsız, kısır ve gereksiz...
21 Ocak 2007 Pazar
Sandıktakilerden
Now I really cannot see,
If you were good for me at all
I wanna say, that everything's fine,
But it's not… but it's not
All the times you made me stay,
I see it all so clear today
And I wish I could
Turn back time… turn back time
If I had a choice
I'd leave all behind
If I had a choice
I'd make you leave my mind
Leave my mind
The things you had me do
Everytime you knew I would
I wanna say, that I was aware
But I can't… but I can't
All you tried to take away
I see it all so clear today
And I feel like a fool
I let myself down… let myself down.
* Lene Marlin - Leave my Mind
-Hala sandık kokusu var üstünde parçanın. Özlemişim dinlemeyeli. Bu kız aslında çok güzel işler yaptı kendi kulvarında ama beklediği ilgiye nedense kavuşamadı. Belki de fazla samimi ve basitti anlamak için.
Tek diyeceğim, onca zamana rağmen, herşeyin değiştiğini bir kenara bıraktım, benim değişimime rağmen bu parçalar hala birşeyler ifade edebiliyor. Çok da iddialı konuşmak istemiyorum ama bunlarda birşey var. İsmini ben de koyamıyorum. Douglas Adams'a sormalıyım belki de:) (The Meaning of Lİff)
If you were good for me at all
I wanna say, that everything's fine,
But it's not… but it's not
All the times you made me stay,
I see it all so clear today
And I wish I could
Turn back time… turn back time
If I had a choice
I'd leave all behind
If I had a choice
I'd make you leave my mind
Leave my mind
The things you had me do
Everytime you knew I would
I wanna say, that I was aware
But I can't… but I can't
All you tried to take away
I see it all so clear today
And I feel like a fool
I let myself down… let myself down.
* Lene Marlin - Leave my Mind
-Hala sandık kokusu var üstünde parçanın. Özlemişim dinlemeyeli. Bu kız aslında çok güzel işler yaptı kendi kulvarında ama beklediği ilgiye nedense kavuşamadı. Belki de fazla samimi ve basitti anlamak için.
Tek diyeceğim, onca zamana rağmen, herşeyin değiştiğini bir kenara bıraktım, benim değişimime rağmen bu parçalar hala birşeyler ifade edebiliyor. Çok da iddialı konuşmak istemiyorum ama bunlarda birşey var. İsmini ben de koyamıyorum. Douglas Adams'a sormalıyım belki de:) (The Meaning of Lİff)
16 Ocak 2007 Salı
Özet
it's four in the morning
the end of december
i'm writing you now just to see if you're better
new york is cold
but i like where i'm living
there's music on clinton street all through the evening
i hear that you're building your house deep in the desert
are you living for nothing now
hope you're keeping some kind of record
jane came by with a lock of your hair
she said that you gave it to her
the night that you planned to go clear
did you ever go clear?
the last time we saw you
you looked so much older
your famous blue raincoat was torn at the shoulder
you'd been to the station
to meet every train
but she never turned up, i mean lili marlene
so you treated some woman to a flake of your life
and when she got home she was nobody's wife
i see you there with a rose in your teeth
one more thin gypsy thief
well, i see jane's awake
she send her regards
what can i tell you
my brother, my killer?
what can i possibly say?
i guess that i miss you
i guess i forgive you
i'm glad that you stood in my way.
and if you ever come by here
be it for jane or for me
i want you to know your enemy is sleeping
i want you to know your woman is free
thanks for the trouble you took from her eyes
i thought it was there for good
so i never really tired
and jance came by with a lock of your hair
she said that you gave it to her
the night that you planned to go clear
sincerely, a friend.
*Tori Amos yourumuyla 'Famous Blue Raincoat'
the end of december
i'm writing you now just to see if you're better
new york is cold
but i like where i'm living
there's music on clinton street all through the evening
i hear that you're building your house deep in the desert
are you living for nothing now
hope you're keeping some kind of record
jane came by with a lock of your hair
she said that you gave it to her
the night that you planned to go clear
did you ever go clear?
the last time we saw you
you looked so much older
your famous blue raincoat was torn at the shoulder
you'd been to the station
to meet every train
but she never turned up, i mean lili marlene
so you treated some woman to a flake of your life
and when she got home she was nobody's wife
i see you there with a rose in your teeth
one more thin gypsy thief
well, i see jane's awake
she send her regards
what can i tell you
my brother, my killer?
what can i possibly say?
i guess that i miss you
i guess i forgive you
i'm glad that you stood in my way.
and if you ever come by here
be it for jane or for me
i want you to know your enemy is sleeping
i want you to know your woman is free
thanks for the trouble you took from her eyes
i thought it was there for good
so i never really tired
and jance came by with a lock of your hair
she said that you gave it to her
the night that you planned to go clear
sincerely, a friend.
*Tori Amos yourumuyla 'Famous Blue Raincoat'
15 Ocak 2007 Pazartesi
Basit ve Güzel
benim küçük sevgilim
sen bana neler yaptın
böldün parça parça
onlar bilmez onlar bilmez
bakarlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi
benim küçük sevgilim
sen bana neler yaptın
kırdın defalarca
onlar bilmez onlar bilmez
vururlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi
benim küçük sevgilim
ben sana neler yaptım
kızdım sayfalarca
onlar bilmez onlar bilmez
yakarlar canımı
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi.
Bu kadar basit olması şaşırtıcı değil mi? Açıkçası beni böyle derinden etkileyen bir parçanın bu kadar basit olabilmesine hayran oldum. Şebnem Ferah'ın katkısı ise göz ardı edilecek gibi değil.
Oradan buraya atlıyorum biliyorum ama bence buradaki asıl büyük lokmanın, bu şarkının esas adamının 'hayır biz yalan değildik.' cümlesini umutsuzca bekleyişi olduğunu düşünüyorum. Herkes gibi.
Daha fazla saçmalamamak için susuyorum.
* Mor ve Ötesi - Küçük Sevgilim
sen bana neler yaptın
böldün parça parça
onlar bilmez onlar bilmez
bakarlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi
benim küçük sevgilim
sen bana neler yaptın
kırdın defalarca
onlar bilmez onlar bilmez
vururlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi
benim küçük sevgilim
ben sana neler yaptım
kızdım sayfalarca
onlar bilmez onlar bilmez
yakarlar canımı
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi.
Bu kadar basit olması şaşırtıcı değil mi? Açıkçası beni böyle derinden etkileyen bir parçanın bu kadar basit olabilmesine hayran oldum. Şebnem Ferah'ın katkısı ise göz ardı edilecek gibi değil.
Oradan buraya atlıyorum biliyorum ama bence buradaki asıl büyük lokmanın, bu şarkının esas adamının 'hayır biz yalan değildik.' cümlesini umutsuzca bekleyişi olduğunu düşünüyorum. Herkes gibi.
Daha fazla saçmalamamak için susuyorum.
* Mor ve Ötesi - Küçük Sevgilim
12 Ocak 2007 Cuma
Elimizde tahtadan kılıçlarla...
zaman düşer ellerimden yere
oradan tahtaboşa
saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya
resimler sarı güneşsizlikten
duygular değişir
dostlar dağılır dört bir yana
kendi yollarına
ve sen ben
değirmenlere karşı
bile bile birer yitik savaşçı
akarız dereler gibi denizlere
belki de en güzeli böyle...
uçurtma uçar sözlüğüm
dengeri gelmeyecek bir kuş
yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş
zaman düşer ellerimden yere
oradan tahtaboşa
saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya.
Bir gün içinde bu kadar şarkıyı buraya aksettirmem hayra alamet değil sanki. Üstelik kurduğum cümleye bakar mısın, önceki günkü sise benzer birşeyler oluyor olmalı. Tetik çoktan çekildi. Artık sessizlik yerine fıtına var. Anlıyorum.
Değirmenlerle savaşıyorum. Kendime bile aldırmadan. Bu sefer neler olacak Biliyorum.
Ben yine de seviyorum. Sadece, yalnızca, bir başına, yalın, içimden nasıl geliyorsa öyle, fersahlarca seviyorum.
Seviyorum dedikçe
Çoğalıyorum.
* Bülent Ortaçgil - Değirmenler
oradan tahtaboşa
saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya
resimler sarı güneşsizlikten
duygular değişir
dostlar dağılır dört bir yana
kendi yollarına
ve sen ben
değirmenlere karşı
bile bile birer yitik savaşçı
akarız dereler gibi denizlere
belki de en güzeli böyle...
uçurtma uçar sözlüğüm
dengeri gelmeyecek bir kuş
yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş
zaman düşer ellerimden yere
oradan tahtaboşa
saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya.
Bir gün içinde bu kadar şarkıyı buraya aksettirmem hayra alamet değil sanki. Üstelik kurduğum cümleye bakar mısın, önceki günkü sise benzer birşeyler oluyor olmalı. Tetik çoktan çekildi. Artık sessizlik yerine fıtına var. Anlıyorum.
Değirmenlerle savaşıyorum. Kendime bile aldırmadan. Bu sefer neler olacak Biliyorum.
Ben yine de seviyorum. Sadece, yalnızca, bir başına, yalın, içimden nasıl geliyorsa öyle, fersahlarca seviyorum.
Seviyorum dedikçe
Çoğalıyorum.
* Bülent Ortaçgil - Değirmenler
Tori Amos
all the world just stopped now
so you say you don't wanna stay together anymore
let me take a deep breath babe
if you need me, me and neil'll be
hangin' out with the dream king
neil says hi by the way
i don't believe you're leaving cause
me and charles manson like the same ice cream
i think it's that girl
and i think there're pieces of me
you've never seen
maybe she's just pieces of me
you've never seen well
all the world is
all i am the black of the blackest ocean
and that tear in your hand
all the world is danglin'...danglin'... danglin' for me
darlin'you don't know the power that you have
with that tear in your hand
that tear in your hand
maybe i ain't used to maybes
smashing in a cold room
cutting my hands up
every time i touch you
maybe maybe it's time
to wave goodbye now
time to wave goodbye now
caught a ride with the moon
i know i know you well
well better than i used to
haze all clouded up my mind in the daze of the why
it could've never been so you say and i say
you know you're full of wish
and your "baby baby baby babies"
i tell you there're pieces of me
you've never seen
maybe she's just pieces of me
you've never seen well.
so you say you don't wanna stay together anymore
let me take a deep breath babe
if you need me, me and neil'll be
hangin' out with the dream king
neil says hi by the way
i don't believe you're leaving cause
me and charles manson like the same ice cream
i think it's that girl
and i think there're pieces of me
you've never seen
maybe she's just pieces of me
you've never seen well
all the world is
all i am the black of the blackest ocean
and that tear in your hand
all the world is danglin'...danglin'... danglin' for me
darlin'you don't know the power that you have
with that tear in your hand
that tear in your hand
maybe i ain't used to maybes
smashing in a cold room
cutting my hands up
every time i touch you
maybe maybe it's time
to wave goodbye now
time to wave goodbye now
caught a ride with the moon
i know i know you well
well better than i used to
haze all clouded up my mind in the daze of the why
it could've never been so you say and i say
you know you're full of wish
and your "baby baby baby babies"
i tell you there're pieces of me
you've never seen
maybe she's just pieces of me
you've never seen well.
10 Ocak 2007 Çarşamba
I Remember
i remember it well
the first time that i saw
your head around the door
'cause mine stopped working
i remember it well
there was wet in your hair
i was stood in the stair
sand time stopped moving
i want you here tonight
i want you here
'cause i can't believe what i found
i want you here tonight
i want you here
nothing is taking me down, down, down...
except you my love. except you my love...
come all ye lost
dive into moss
i hope that my sanity covers the cost
to remove the stain of my love
paper maché
come all ye reborn
blow off my horn
i'm driving real hard
this is love, this is porn
god will forgive me
but i, i whip myself with scorn, scorn
i wanna hear what you have to say about me
hear if you're gonna live without me
i wanna hear what you want
i remember december
and i wanna hear what you have to say about me
hear if you're gonna live without me
i wanna hear what you want
what the hell do you want?
the first time that i saw
your head around the door
'cause mine stopped working
i remember it well
there was wet in your hair
i was stood in the stair
sand time stopped moving
i want you here tonight
i want you here
'cause i can't believe what i found
i want you here tonight
i want you here
nothing is taking me down, down, down...
except you my love. except you my love...
come all ye lost
dive into moss
i hope that my sanity covers the cost
to remove the stain of my love
paper maché
come all ye reborn
blow off my horn
i'm driving real hard
this is love, this is porn
god will forgive me
but i, i whip myself with scorn, scorn
i wanna hear what you have to say about me
hear if you're gonna live without me
i wanna hear what you want
i remember december
and i wanna hear what you have to say about me
hear if you're gonna live without me
i wanna hear what you want
what the hell do you want?
İzler
Bugün birşeyler olacağını biliyordum. Diğer şeyleri bildiğimi düşündüğüm gibi. Demek bazen oluyor bazen olmuyor. Bugünkü sisin sihri miydi yoksa neydi bilemiyorum ama herşey birden bire değişti. Hiç aklımda yokken. İyiye değil tabii ki ama ben zaten bunu kabullenmiştim. Sadece hayatımın şokunu yaşadım. Sıvı nitrojene batırılmış bir şekilde buldum beynimi bir anda. Çok ilginç bir duyguymuş. Pek de üzüldüm sayılmaz açıkçası.
Haftaya doğumgünüm olması gerek teorik olarak. Ne olacağına ise o gün karar vereceğim. İzler derken bunu kastettim. İzler her yerde. Sadece onu takip etmen gerekiyor. Senin istediğin bir yere gitmeyebilir bunu sen de bilirsin zaten ama 'bir yere' gider. Bakalım göreceğiz demiyorum neler olacağını biliyorum. Sadece bir de bunu tecrübe edeyim o zaman diyorum. Eminim ilginç olacaktır. Ben alışığım zaten bu durumlara. :)
Bugünün fon müziği Tori Amos - Power of Orange Knickers dı.
Bir de istemsiz beni ele geçiren Umay Umay - Hareket Vakti ydi.
Nedeni varmış bu şarkıyı duymamın meğer.
Sevgi güzel şey. Dedemin dediği gibi, sevgi hanenizi boş bırakmayın.
Bunu da ben ekleyeyim: Ne olursa olsun.
Haftaya doğumgünüm olması gerek teorik olarak. Ne olacağına ise o gün karar vereceğim. İzler derken bunu kastettim. İzler her yerde. Sadece onu takip etmen gerekiyor. Senin istediğin bir yere gitmeyebilir bunu sen de bilirsin zaten ama 'bir yere' gider. Bakalım göreceğiz demiyorum neler olacağını biliyorum. Sadece bir de bunu tecrübe edeyim o zaman diyorum. Eminim ilginç olacaktır. Ben alışığım zaten bu durumlara. :)
Bugünün fon müziği Tori Amos - Power of Orange Knickers dı.
Bir de istemsiz beni ele geçiren Umay Umay - Hareket Vakti ydi.
Nedeni varmış bu şarkıyı duymamın meğer.
Sevgi güzel şey. Dedemin dediği gibi, sevgi hanenizi boş bırakmayın.
Bunu da ben ekleyeyim: Ne olursa olsun.
8 Ocak 2007 Pazartesi
Açılış
Yeni yılla beraber yeni düşünceler de toparlandı aklımda. Burası artık sadece benim alanım olacak. Sadece sevimli hayaletlerim bilecek buranın varlığını. Tekrar kabuğuma dönüyorum anlayacağın. Genelde müzikten ve DNAdan bahsetmek istiyorum ama ne olacağı bilinmez değil mi?
Demin rüyamda üstteki fotoğrafı, çektirilirken gördüm. Sonra gelip biraz doldurayım dedim boşlukları. Dolmaz değil mi bu boşluklar kolay kolay. Ben şüpheci yaklaşıp ya dolarsa diye düşünmek istiyorum yine de.
Artık benim kelimelerim haline gelmiş kelimecikleri diziyorum her yerde yaptığım gibi. Bir nevi kapanış.
tanrı
dua
din
ah
ağıt
beyin
yürek
tin.
*Anima'ya teşekkürler.
Demin rüyamda üstteki fotoğrafı, çektirilirken gördüm. Sonra gelip biraz doldurayım dedim boşlukları. Dolmaz değil mi bu boşluklar kolay kolay. Ben şüpheci yaklaşıp ya dolarsa diye düşünmek istiyorum yine de.
Artık benim kelimelerim haline gelmiş kelimecikleri diziyorum her yerde yaptığım gibi. Bir nevi kapanış.
tanrı
dua
din
ah
ağıt
beyin
yürek
tin.
*Anima'ya teşekkürler.
7 Ocak 2007 Pazar
Bach ve DNA
'When I hear Mozart, I understand what it is to be a human being; when I hear Beethoven, I understand what it is to be Beethoven; but when I listen to Bach, I understand what it is to be the universe.'
Douglas Adams
Douglas Adams
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
